Biz Kimiz?

 

Emekçilerin temel ve zorunlu ihtiyacı olan barınma hakkına göz dikenlere,

Ekonomik krizlerini kenti talan ederek aşmak isteyenlere,

Emekçileri “işgalci” ilan eden, yaşadıkları alanları “çöküntü alanı” olarak isimlendirenlere,

Kentimizin tarihi ve kültürel yapısını yok ederek sermayesini büyütmek isteyenlere,

Kentimizi halkın ihtiyacına göre değil, egemenlerin ihtiyacına göre şekillendirenlere karşı birleşip mücadele edilmesi gerektiğini bilen; birleşmek ve ortak hareket etmek dışında bir seçeneği olmayan, yoksullaştırılan, emeği çalınan, iradesi yok sayılan halkız biz.

 

Eğitim, sağlık, ulaşım gibi sosyal haklarımızın elimizden alınması yetmezmiş gibi şimdi de yaşamsal ihtiyaçlarımız olan barınma hakkımıza göz dikildi. “Kentsel dönüşüm projesi kapsamında kaldığı”, “kaçak olduğu”, “imara aykırı yapıldığı”, “depreme dayanıksız olduğu”, “su havzası içinde kaldığı”, “sit alanında yapıldığı”  gibi gerekçelerle evimiz yıkılmaya çalışılıyor. Bunun sonucunda ya sokağa atılıyoruz ya da ödeme imkânının zor olduğu, uzun yıllar borçlanarak sahibi olacağımız bahçesiz kutu gibi binalarda yaşamamız öneriliyor. 

 

Kentsel dönüşüm benzeri söylemlerle yaşadığımız mahalleler hakkında yeni planlar hazırlanıp bu planlar bize dayatılıyor. Oysa planlama, planlamanın yapıldığı yerin mevcut durumu ile sosyal, ekonomik, kültürel yapısı dikkate alınarak, yaşayanların onay vereceği, kimsenin mağdur olmayacağı usulde yapılması gerekirken tepeden inme ve bizler yok sayılarak yapılıyor. Seçim döneminde mahallemizden çıkmayan politikacılar, bu planları yaparken varlığımızı unutuyorlar. Kimse nasıl bir mahallede yaşamak istediğimizi ve ne istediğimizi sormuyor. Evimiz yıkılıyor, barınma hakkımız elimizden alınıyor ve yaşadığımız alanlar yeniden satışa sunuluyor. Çünkü dün çamurlu, karanlık ve merkeze uzak olan mahallemiz bugün değerli, merkeze yakın ve ferah bir görünüme sahip. Bugün iştahları kabartan bu güzel görünüm bizim çabamız, sabrımız, emeğimiz ve mücadelemizle oluştu. Para uğruna her şeyin yok edilmeye çalışıldığı, güzelliklerin yağmalandığı bu kara düzende sıra mahallemize geldi.

 

Bilinmelidir ki; Kentsel dönüşüm projeleri daha güzel bir kent inşa etmek, alt yapı sorununu çözmek, gecekonduları bitirmek, şehrin yağmalanmasını engellemek, kenti daha iyi planlamak için YAPILMIYOR.  Bu projelerin bir tek amacı “şehri soylulaştıracağız” söylemleriyle şehrin en güzel yerlerini talan ederek sermayelerini büyütmektir. Bu yalanlara kanmıyoruz çünkü yoksulluk sorununun çözülmediği yerde şehircilik sorununun çözülmediğini iyi biliyoruz.

 

Evimizi yıkarak aslında yaşama hakkımıza saldıranlara diyoruz ki: Bu ülke bizim, emeğimizle dönüyor bu çark. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için bize verilmesi gereken evi biz yaptık. Mahallemizi biz kurduk biz güzelleştirdik. İmar değişikliklerinin, kentsel dönüşüm projelerinin halkın çıkarları ve ihtiyaçları için yapılmadığını biliyoruz. Yapılmak istenen projelerle yok sayılmayı ve başka bir yere sürülmeyi kabul etmiyoruz. Bugüne kadar mahallemizi biz güzelleştirdik, alt yapı ve ulaşım, sağlık ve eğitim sorunu bizim mücadelelerimizle çözüldü. Bundan sonraki tüm sorunlarımız ortak mücadelemizle çözülecektir.  

 

Rızamız olmadan yapılacak hiçbir planlamayı kabul etmiyoruz. Yaşadığımız alanların bizim olduğu kabul edilmeli, planlama mahallede yaşayan herkesin ihtiyacına göre yapılmalı, tapularımız artık verilmelidir.